Kelime ezberlemenin sorunu ezberlemek değil, bir hafta sonra hatırlamak. Elli kelimelik listeyi akşam ezberleyip sabah sınavda yazabilen öğrenci, aynı kelimeleri iki hafta sonra bir metinde gördüğünde tanımıyor. Çünkü tek seferde ezberlenen bilgi, beynin "bir daha gerekmeyecek" diye işaretlediği bilgi oluyor.
İşe yarayan yöntemler bu noktaya saldırıyor: Kelimeyi tekrar tekrar, ama azalan sıklıkla ve mümkünse farklı bağlamlarda karşına çıkarmak.
Kelime neden bu kadar çabuk unutuluyor?
Çünkü tek bir bağlamda, tek bir eşleşme olarak öğreniliyor. "Reliable: güvenilir" biçiminde öğrenilen kelime, zihinde Türkçe karşılığına bağlı tek bir iple duruyor. O ip koptuğunda kelime gidiyor. Aynı kelimeyi bir cümlede, bir soruda ve bir metinde gören öğrencide ise üç ayrı bağlantı oluşuyor ve biri kopsa diğerleri tutuyor.
İkinci neden tekrarın zamanlaması. Aynı listeyi üst üste üç kez okumak kolay geliyor ve kolaylık öğrenme sanılıyor; oysa hatırlama, araya zaman girdiğinde güçleniyor. Bunun nedenini ve pratik aralıkları aralıklı tekrar ve aktif hatırlama yazısında anlattım.
Günde kaç kelime çalışmalı?
On yeni kelime, artı geçmiş günlerin tekrarı. Yirmi beş kelimelik günler ilk hafta mümkün oluyor, ikinci haftada tekrar yükü büyüdüğü için çöküyor. Günde on kelime, yılda üç binin üzerine çıkıyor ki bu çoğu sınav için fazlasıyla yeterli.
Önemli olan yeni kelime sayısı değil, tekrar edilen kelime sayısı. Bir çalışma oturumunun büyük bölümü eski kelimelere gitmeli; yeni kelimeler oturumun sonuna kalmalı. Tersini yapan öğrenci sürekli yeni kelime öğreniyor ve sürekli eskilerini kaybediyor.
Liste mi, cümle mi?
Cümle, ama kısa olanı. Kelimeyi tek başına değil içinde geçtiği üç dört kelimelik kalıpla öğrenmek, hem anlamı hem kullanımı aynı anda veriyor: "reliable source", "take responsibility", "pay attention to". Bu kalıplar sınavda doğrudan işe yarıyor, çünkü sorular genellikle kelimenin hangi kelimeyle birlikte kullanıldığını ölçüyor.
Uzun örnek cümleler ise ters tepiyor. On kelimelik bir cümleyi ezberlemeye çalışmak, bir kelime için fazla yük. Hedef, kelimeyi tanıdık bir komşuluk içinde görmek.
Türkçe karşılık da tamamen atılmamalı. Sözlük anlamını hiç bilmeden yalnız bağlamdan tahmin etmek erken aşamada yavaş ilerliyor. Doğru düzen şu: Türkçe karşılığı bir kez öğren, sonra kelimeyi kalıp içinde tekrar et, Türkçe karşılığını zamanla gereksiz hale getir.
Kartlar nasıl kullanılır?
Ters yüzden, yani İngilizceden Türkçeye değil Türkçeden İngilizceye. İngilizce yüzü görüp Türkçesini söylemek tanıma becerisini çalıştırıyor; Türkçe yüzü görüp İngilizcesini söylemek üretme becerisini. İkincisi daha zor olduğu için daha çok öğretiyor.
Aralık da kartın üstünde durmalı. Doğru hatırlanan kelime daha uzun aralığa, yanlış hatırlanan kelime başa dönüyor. Üç kutu yöntemi kağıt kartlarla da kolay: Bugün çalışılanlar birinci kutuda, iki gün sonra tekrar edilenler ikinci kutuda, bir hafta sonra bakılacaklar üçüncü kutuda. Doğru bilinen kart bir kutu ileri, yanlış bilinen kart birinci kutuya geri.
Bir de şu: Kartı eline alıp cevabı bir saniye içinde göremiyorsan, o kelime henüz öğrenilmiş sayılmıyor. Düşünerek hatırlanan kelime sınavda zaman götürüyor.
Dizi ve şarkı işe yarıyor mu?
Pekiştirmek için evet, öğrenmek için tek başına yeterli değil. Altyazısız dizi izlemek, bildiğin kelimeleri gerçek hızda duymanı sağlıyor ve bu değerli; ama bilmediğin kelimenin anlamı akışta kaybolduğu için yeni kelime kazandırması yavaş.
İşe yarayan karma yöntem şu: Bölümü izle, sonra iki üç kelimeyi geri sarıp not et, o kelimeleri kart listene ekle. Bir bölümden on kelime çıkarmaya çalışmak keyfi de öğrenmeyi de bozuyor; iki üç kelime hem sürdürülebilir hem kalıcı.
Okumak bu konuda dizi izlemekten daha verimli. Seviyene yakın bir metinde bilmediğin kelime sayısı sınırlı kalıyor ve bağlamdan tahmin gerçekten çalışıyor. Her sayfada beşten fazla bilinmeyen kelime varsa metin fazla zor demektir.
Kök ve ek bilgisi ne kadar hızlandırır?
Çok, ve çoğu öğrenci bunu geç keşfediyor. Bir kelimeyi öğrenirken ailesini birlikte almak, tek kelimenin yerine üç dört kelime kazandırıyor: "decide, decision, decisive, indecisive". Aynı mantık öneklerde işliyor: "un-", "dis-", "in-" olumsuzluk katıyor; "re-" yeniden anlamı veriyor; "-tion", "-ment" isim yapıyor.
Bu bilginin sınavdaki karşılığı doğrudan. Kelime türetme soruları bu kalıpları ölçüyor ve bilmediğin bir kelimenin anlamını kökünden tahmin edebilmek, okuma sorularında da zaman kazandırıyor. İngilizce seviye testleri içinde kelime türetme ve eş anlamlı soruları ayrı konu başlıkları olarak duruyor; hangi kalıpta zayıf olduğunu test sonunda görebiliyorsun.
Sınav için kelime nasıl çalışılır?
Sınavın kelime havuzuna göre. YDS gibi akademik sınavlarda metinler bilimsel ve resmi dilden geliyor, dolayısıyla günlük konuşma kelimeleri yerine akademik kelime listeleri işe yarıyor. Okuldaki sınavlarda ise kaynak belli: Ünitenin kelime listesi ve o ünitede geçen kalıplar.
Sınava iki hafta kalan öğrenci için en verimli çalışma, yeni kelime öğrenmeyi bırakıp bildiklerini üretme tarafına çevirmek. Çeviri yapmak bunun için iyi bir egzersiz: Türkçe bir cümleyi İngilizceye çevirmeye çalışmak, hangi kelimenin tanıdık ama kullanılamaz durumda olduğunu hemen gösteriyor.
Ölçüm için seviye testleri ve akademik sınav hazırlığında YDS testleri kullanılabilir. Kelime ezberinin genel hafıza tarafını güçlendirmek isteyenler için hafıza teknikleri yazısı yöntem veriyor; özellikle görsel bağlama kurmak, soyut kelimelerde işe yarıyor.
Kaç kelime yeterli?
Hedefe göre değişiyor ve sayıdan çok hangi kelimeler olduğu belirleyici. Bir dildeki en sık kullanılan birkaç bin kelime, günlük metinlerin büyük bölümünü taşıyor; nadir kelimeleri öğrenmeye harcanan süre ise aynı getiriyi vermiyor. Bu yüzden sıklık listelerinden çalışmak, rastgele kelime toplamaktan verimli.
Pratik bir ölçü var: Seviyene uygun bir metni sözlük açmadan okuyabiliyor ve ana fikri kaçırmıyorsan, o seviyenin kelime yükünü taşıyorsun. Takıldığın her yerde sözlüğe gidiyorsan, bir basamak aşağıdan devam etmek daha hızlı sonuç veriyor.