Kısa cevap: Çoktan seçmeli sınav kalkmıyor, ama ağırlığı azalacak gibi görünüyor. YÖK Başkanı Erol Özvar, 2026-2027 akademik yılı açılışındaki konuşmasında üniversitelerde çoktan seçmeli sınavların yaygınlaşmasını doğru bulmadıklarını söyledi ve bunun yerine açık uçlu soruların, proje ve performansa dayalı değerlendirmelerin daha fazla kullanılmasını önerdi. Üniversitelere bu yönde uyarı yapıldığını da belirtti.
Ortada bir yönetmelik değişikliği yok. Yani kimse yarın vize sınavına girip test yerine kompozisyon yazmak zorunda kalmayacak. Ama sınav biçimi artık merkezi olarak tartışılan bir konu ve bu tartışma yalnız üniversitelerde yaşanmıyor.
YÖK tam olarak ne dedi?
Gerekçe, kalabalık sınıfların azaldığı yönünde. Özvar'ın konuşmasındaki mantık şöyle: İkinci öğretimin kaldırıldığı, kontenjanların ve öğrenci sayılarının daha makul düzeye geldiği bir dönemde, ölçmeyi kolaylaştırmak için test sınavına yönelmek gerekçesini kaybediyor. Bir hocanın dört yüz kişilik sınıfa açık uçlu sınav yapması pratikte zordur; kırk kişilik sınıfta aynı zorluk yok.
Öneri de bu yüzden tek bir biçim dayatmıyor. Açık uçlu soru, proje ve performans ölçütleri aynı cümlede geçiyor. Yani konu "test mi, kompozisyon mu" değil, dersin kazanımını gerçekten ölçen bir yöntem seçilip seçilmediği.
Çoktan seçmeli sınav tamamen kalkar mı?
Kalkması beklenmiyor ve kalkması da gerekmiyor. İyi yazılmış bir çoktan seçmeli soru, geniş bir konu alanını kısa sürede taramak için hala en verimli araç. Anatomi terimleri, hukuk maddeleri, formül bilgisi gibi kapsamın geniş olduğu yerlerde test sınavı, öğrencinin konunun hangi köşesinde boşluk bıraktığını hızlı gösteriyor.
Tartışmanın gerçek konusu oran. Bir dersin tüm değerlendirmesi otuz soruluk tek bir teste bırakıldığında, ölçülen şey büyük ölçüde tanıma becerisi oluyor; bir hukuk öğrencisinin dilekçe yazıp yazamadığı ya da bir mühendislik öğrencisinin çözümü kurup kuramadığı o testte görünmüyor. Akademisyenlerin bir kısmı da bunu söylüyor: Testi tamamen kaldırmak değil, payını makul tutmak.
Açık uçlu sınav daha mı adil?
Ölçtüğü şey daha geniş, ama puanlaması daha kırılgan. Açık uçlu soruda öğrenci kendi cevabını kuruyor; bu, tanıma ile bilmeyi birbirinden ayırıyor. Öbür yandan iki okuyucunun aynı cevaba farklı puan verme riski var ve bu risk yalnız puanlama anahtarıyla azaltılabiliyor.
Uygulamadaki itirazlar da buraya düşüyor. Öğretmen ve akademisyen tarafında dile getirilen iki endişe var: Kağıtların tek tek okunup soru bazında değerlendirilmesinin getirdiği iş yükü ve puanlamadaki öznellik. İkisi de teknik olarak çözülebilir sorunlar, ama kendiliğinden çözülmüyorlar; net bir anahtar ve itiraz yolu gerekiyor.
Okullarda da aynı yöne mi gidiliyor?
Evet, ve okullarda bu iş uyarı aşamasını geçti. Milli Eğitim Bakanlığı bu yıl okul geneli ortak yazılı sınavları tek bir sistem üzerinden yürütmeye başladı; sorular açık uçlu, puanlama anahtarla yapılıyor ve her sorunun puanı e-Okul'a tek tek işleniyor. Sistemin nasıl çalıştığını OYSS yazısında ayrıntılı anlattım.
İki başlığın aynı dönemde gelmesi rastlantı değil. Hem okulda hem üniversitede aynı itiraz dile getiriliyor: Şıkkı tanıyan öğrenci ile konuyu anlatabilen öğrenci arasındaki fark, test sınavında görünmüyor.
YKS de açık uçlu olur mu?
Yakın vadede hayır. YKS bir seçme sınavı ve iki milyona yaklaşan aday sayısıyla uygulanıyor; bu ölçekte açık uçlu bir sınavın aynı gün içinde, aynı standartla okunması pratikte mümkün değil. Merkezi seçme sınavlarının çoktan seçmeli olmasının nedeni pedagojik tercih değil, ölçek.
2027 YKS için açıklanmış bir biçim değişikliği de yok. Takvim ve kapsam tarafındaki son durumu YKS 2027'de ne değişiyor yazısında topladım. Değişen şey üniversitenin kendi içindeki sınavlar, yani vize ve final; giriş sınavı değil.
Öğrenci için pratikte ne değişir?
Ders çalışma biçimi. Testle ölçülen bir derste çalışmanın karşılığı çok soru çözmek; yazıyla ölçülen bir derste karşılığı anlatabilmek. İkincisi için işe yarayan yöntem basit ve eski: Konuyu bitirdikten sonra kitabı kapatıp o konuyu boş kağıda anlatmak. Yarım sayfa yazdıktan sonra kitaba dönüp eksikleri işaretlemek, aynı süreyi tekrar okumaya harcamaktan daha fazla iş görüyor.
Üniversite öğrencisi için ikinci alışkanlık, dönem boyunca not tutmanın biçimini değiştirmek. Slaytları indirip saklamak açık uçlu sınavda işe yaramıyor; kendi cümlelerinle yazılmış üç satırlık özetler yarıyor. Ders notu nasıl tutulur yazısında bunun pratik düzenini anlattım.
Bu arada test becerisini atmak da gerekmiyor. ALES, YDS, KPSS gibi sınavlar yerinde duruyor ve onların mantığı değişmedi; ALES, YDS ve KPSS testleri o tarafın pratiği için duruyor. Değişen şey, dersin kendi sınavında artık yalnız şık işaretlemenin yetmeyeceği.