Eğitim & Zeka

Senaryo Temelli Sorular Nasıl Çözülür?

Senaryo Temelli Sorular Nasıl Çözülür?

Yarım sayfa metni okuyup "burada bana ne soruluyor" diye düşünen öğrenci, aslında soruyu zaten yarı yarıya çözmüş sayılır. Senaryo temelli sorularda zorluk konu bilgisinde değil, metnin içinden işe yarayan parçayı çıkarmakta. Konuyu bilen bir öğrenci bu soruyu yapamadığında sebep genellikle budur.

Bu soru tipi artık her yerde. LGS'nin yeni nesil sorularında, TYT'nin paragraf ve problem sorularında, okul yazılılarının açık uçlu bölümünde aynı mantık işliyor: Bir durum anlatılır, veriler dağınık verilir, istenen tek bir şeydir.

Senaryo temelli soru nedir?

Bilgiyi doğrudan sormayan, bir duruma yerleştirerek soran sorudur. "Üçgenin alan formülü nedir" bilgi sorusudur. "Bir bahçıvan şu ölçülerdeki üçgen tarlaya tohum atıyor, kilogram başına şu kadar alan ekiliyor, kaç kilogram tohum gerekir" ise aynı bilgiyi kullanmanı isteyen bir senaryo sorusudur. İkinci soru birinciyi bilmeni şart koşar, ama onu bilmek yetmez.

Okul yazılılarında bu yapı artık sistemli biçimde kuruluyor. Yeni ortak yazılı sınav sisteminde zümreler önce bir senaryo belirliyor, açık uçlu sorular o senaryonun öğrenme çıktıları üzerinden yazılıyor. Yani karşındaki metin süsleme değil, sorunun iskeleti. Sistemin nasıl çalıştığını OYSS yazısında anlattım.

Uzun metin neden konuyor?

Çünkü ölçülmek istenen şey hatırlamak değil, kullanmak. Formülü ezberlemiş öğrenci ile formülün ne işe yaradığını anlamış öğrenci arasındaki farkı kısa bir soru göstermez; ikisi de doğru cevabı verir. Durum içine yerleştirildiğinde fark hemen çıkar.

Bunun bir yan etkisi var: Okuma hızı ve dikkat, artık konu bilgisi kadar belirleyici. Aynı soruyu iki kez okuyan öğrenci süre kaybediyor, bir kez okuyup eksik anlayan öğrenci yanlış çözüyor. Bu yüzden teknik, okuma sırasını değiştirmekten geçiyor.

Önce metin mi, soru mu okunur?

Önce soru kökü. Metne ne aradığını bilerek girmek, metni baştan sona okuyup sonra "neydi istenen" diye geri dönmekten hem hızlı hem güvenli. Soru kökü genellikle metnin altındaki son cümlede, koyu yazılmış ya da "buna göre" ile başlayan kısımda duruyor.

Sırası şöyle işliyor. Soru kökünü oku, istenen şeyi tek kelimeyle aklında tut (kaç kilogram, hangi öğrenci, kaç gün). Sonra metni okurken yalnızca o kelimeye hizmet eden sayıları ve ifadeleri işaretle. Metnin tamamını anlamak zorunda değilsin; sorunun cevabını üretecek kadarını anlaman yeterli.

İstisna, edebiyat ve Türkçe metinleri. Bir şiirin ya da paragrafın anlamı sorulduğunda parçayı bütün olarak okumak gerekiyor, çünkü istenen şey tek bir veri değil, metnin tamamından çıkan yargı. Paragraf sorularının kendine özgü okuma düzeni için paragraf soruları nasıl çözülür yazısına bakabilirsin.

Gereksiz veri nasıl ayıklanır?

Her sayının yanına ne olduğunu yazarak. Senaryo sorularında çeldirici veri bilinçli konur: Soruda geçen beş sayıdan üçü çözüme girer, ikisi girmez. Sayıları çıplak bırakıp işleme sokmaya çalışan öğrenci, ikisini de hesaba katıyor ve sonuç yanlış çıkıyor.

İşe yarayan ayrım şu: Soruda sorulan birimle ilgisi olmayan veri muhtemelen çeldiricidir. Kilogram isteniyorsa metindeki "dört yıl önce" bilgisi çoğu zaman hikayenin parçasıdır. Tabii her zaman değil; bu yüzden ayıklama işini çözüme başlamadan, ama soruyu okuduktan sonra yapmak gerekiyor.

Fen ve matematik sorularında bir adım daha ekliyorum: Verilenleri kısa bir listeye dökmek. Üç satırlık liste, yarım sayfalık metni çözülebilir bir soruya çeviriyor. Bu alışkanlığı kazanan öğrencide "soruyu anlamadım" cümlesi büyük ölçüde kayboluyor; geriye gerçek konu eksikleri kalıyor ki onlar da çalışılarak kapanıyor. Konuyu bilip soru çözemenin diğer nedenlerini bu yazıda ele aldım.

Tablo ve grafikli sorularda ne yapılır?

Başlıklar okunur. Tablolu soruların çoğu, satır ve sütun başlıklarını atlayan öğrenciyi avlar. Hangi sütun hangi yıl, hangi satır hangi ürün, birim bin mi milyon mu; bunlar okunmadan yapılan işlem doğru çıksa bile yanlış soruyu cevaplıyor.

Grafikte ise eksenler ve ölçek. Dikey eksenin sıfırdan başlayıp başlamadığı, aralığın ikili mi beşli mi olduğu, grafiğin ne anlattığını doğrudan değiştiriyor. Önce ölçeği oku, sonra şeklin kendisine bak; tersi sırayla bakan göz, eğimi olduğundan büyük görüyor.

Aynı senaryodan birden çok soru çıkarsa?

Metni bir kez okuyup not alman gerekir, her soruda baştan okumak değil. İki üç soruluk kümelerde çoğu öğrenci metne üç kez dönüyor ve süresinin yarısını okumaya harcıyor. Metnin kenarına üç dört kelimelik bir özet çıkarmak, dönüşleri hızlandırır.

Küme sorularında bir tuzak daha var: İkinci sorunun cevabı birinciye bağlıymış gibi görünür, ama genellikle bağımsızdır. Birinci soruyu yanlış yaptıysan ikincisi de gidiyor sanıp paniklemek gereksiz; her soru kendi verisiyle çözülür.

Bu soru tipine nasıl pratik yapılır?

Soruyu çözmeden önce yeniden yazarak. Bir senaryo sorusunu alıp iki cümleye indirmek, yani hikayeyi atıp verilen ve isteneni yazmak, en doğrudan egzersiz. Günde üç soru, iki hafta boyunca yapıldığında okuma düzeni değişiyor.

İkinci yöntem, kendi sorunu kurmak. Çözdüğün bir bilgi sorusunu alıp etrafına bir durum yazmak, soru yazarının nereye veri sakladığını gösteriyor. Bunu bir kez yapan öğrenci, çeldiricileri daha kolay tanıyor.

Düzenli pratik için Test Çöz sayfasındaki testler kullanılabilir; LGS tarzı yeni nesil soruların yoğun olduğu 8. sınıf testleri ile TYT testleri bu yapıya en yakın örnekler. Mantık kurma tarafını güçlendirmek isteyenler için zeka oyunları ve mantık bulmacası çözme yöntemleri iyi bir yan çalışma; ikisi de aynı kası, verilenden sonuca gitme kasını çalıştırıyor.

Reklam
EK

Emre Karaman

Test Merkezim'i insanların kendilerini ücretsiz olarak test edebileceği ve zeka oyunlarıyla keyifli zaman geçirebileceği bir platform oluşturmak için kurdum. Tasarım ve yazılım süreçlerini yürütürken platformu daha faydalı ve erişilebilir hâle getirmeye devam ediyorum. Hakkımda