
Zeka denildiğinde aklınıza karmaşık matematik formülleri çözen, kalın gözlüklü dâhiler geliyorsa, bu yazı size biraz farklı bir pencere açacak diyebilirim. Yani ben zeka kavramını detaylıca araştırdığımda ve kendi hayatımdaki yansımalarına baktığımda, aslında aradığım cevabın çok daha geniş olduğunu buldum. Hayata gözlerimizi açtığımız andan itibaren sürekli bir öğrenme ve hayatta kalma mücadelesine giriyoruz. Bu yazıyı okurken aslında kendi zihinsel mücadelenizi ve potansiyelinizi bir izleyici gibi değil, bizzat başroldeymişsiniz gibi yaşayacaksınız.
Yazıyı kaleme almadan önce zeka hakkındaki klasik bilgilere ve testlere biraz göz attığımı söyleyeyim. Zeka ölçümleri ve araştırma listelerinde hep analitik zekanın ilk sıralarda yer aldığını gördüm. Bunun sebebi için geçmişe, bilim insanlarının ilk çalışmalarına baktığımda, ölçülmesi en kolay olan şeyin mantık ve matematiksel beceriler olduğunu gördüm. Ancak beynimizin ve zekamızın sadece bu tecrübelerden ibaret olduğunu düşünmek, konuyu çok sıradan bir senaryo haline getiriyor. Bence bu kısımda çok daha yaratıcı ve esnek bir fikir ortaya atılmalı.
Kısaca zekanın ne olduğundan bahsedecek olursam; zeka, sadece okulda yüksek notlar almak veya bir pazılı ters tarafından çok hızlı yapabilmek demek değildir. Zeka, başımıza gelen yeni durumlara uyum sağlama, farklı bir arayış içine girme ve karşılaştığımız engelleri aşabilme yeteneğimizdir. Hiç bilmediği kaotik bir ortama giren birinin orada yolunu bulması, kriz anında doğru kararı verebilmesi de zekanın ta kendisidir. Kendi hayatını bir paravan gibi kullanan değil, yetenekleriyle etrafındaki herkesi şaşırtan bir varoluş biçimidir.
Peki, asıl merak edilen kısma, “Zeka beynimizi kullanma kapasitemiz midir?” sorusuna gelecek olursak… Bilim dünyasında bu konunun kurgusu çok iyi yapılmış. Başlarda o meşhur “beynimizin sadece yüzde onunu kullanıyoruz” efsanesi ağır tempoda herkesin diline pelesenk olsa bile, modern nörobilimin devreye girmesiyle işin aslı ortaya çıkıyor ve beynimizin tamamını kullandığımız kanıtlanıyor. Yani mesele beynin ne kadarını kullandığımız değil, onu nasıl kullandığımızdır. Beyin devasa ve güçlü bir kadroya sahip bir film seti gibidir. Zeka ise o setteki tecrübeli yönetmendir. Nöronlar arasındaki bağlantıların hızı, esnekliği ve olaylar karşısında kurulan doğru iletişim, zekamızı belirler. Kimi insanın zihni sürekli koşuşturmacanın olduğu bir aksiyon filmi gibi adrenalin dolu çalışır, saniyeler içinde karar verir; kimi insan ise ağır tempolu bir film gibi olayları derinlemesine analiz eder, felsefi bir bakış açısıyla yaklaşır. İkisi de zekadır.

Bu kavramı incelerken dikkatimi çeken noktalardan biri de, bazen en zeki sandığımız, en mantıklı kararları veren kişilerin bile duygusal bir kriz anında düğüm olup kalmasıdır. İşte tam bu noktada hikayenin yanına yeni bir kahraman ekleniyor: Duygusal Zeka (EQ). Tıpkı uçağın motorları bozulduğunda saniyeler içinde karar verip soğukkanlılıkla uçağı nehre indiren tecrübeli bir pilot gibi, kriz anlarında duygularımızı yönetebilmek, empati kurabilmek ve insan ilişkilerinde başarılı olmak da beynimizi kullanma kapasitemizin en büyük parçalarından biridir. Sadece işlem hızı değil, ruhu da işin içine katmaktır.
Bu konuyu size kısaca tarif etmem gerekirse; zeka çok sıcak, samimi, hayatın içinden ve sürekli gelişebilen basit ama etkili bir mekanizmadır. Doğuştan gelen bir potansiyelimiz olsa da, tıpkı inzivaya çekilmiş ama savaşçı ruha sahip bir bilge gibi, o potansiyeli eğitmek, yeni tecrübelerle zorlamak ve teknolojiyle harmanlamak tamamen bizim elimizdedir. Zeka, iki kişiliktir bazen; senin gördüklerinle beyninin algıladıklarının harika bir uyumudur.
Son olarak söyleyeceğim; eğer beyninizin sınırlarını zorlamak, biraz zihinsel heyecan arıyorsanız ve okuduklarınızdan, öğrendiklerinizden sonra o tatlı “aydınlanma” hissiyle nefes nefese kalmak istiyorsanız, kendinizi sürekli yeni bilgilerle besleyin. testmerkezim.com sitemizde de yer alan içeriklerle ve testlerle kendisini geliştirmeyi, bir yolculuğa çıkmayı sevenlerin bu serüvenden büyük keyif alacağını düşünüyorum. Hayatınıza hep yeni bir şeyler katmanız dileğiyle, şimdiden iyi okumalar ve zihin açıcı günler!

