"Solaklar daha zeki", "solaklar daha yaratıcı", "dahilerin çoğu solak"... Bu tür cümleleri hepimiz duyduk. Bazı ünlü dahilerin solak olması bu inancı besledi ve artık neredeyse bir halk gerçeği gibi tekrarlanıyor. Peki hangi elini kullandığın gerçekten zekanla ilgili mi, yoksa bu da hoş ama temelsiz bir efsane mi? Bilimsel bulgular, romantik hikayeden biraz farklı bir tablo çiziyor.
El Tercihi Nereden Gelir?
Hangi eli kullandığımız, beynin iki yarım küresi arasındaki iş bölümüyle yakından ilgilidir. İnsanların büyük çoğunluğu sağ elini kullanır; solaklar nüfusun yaklaşık onda birini oluşturur ve bu oran tarih boyunca ve kültürler arasında şaşırtıcı ölçüde sabit kalmıştır. Bu tercih büyük ölçüde genetik ve gelişimsel etkenlerle, daha doğmadan belirlenir. Yani solaklık bir seçim ya da sonradan edinilen bir alışkanlık değil, beynin kablolanma biçiminin doğal bir sonucudur.
Neden Bir Azınlık?
Solakların neden hep bir azınlık olarak kaldığı başlı başına ilginç bir sorudur. Bir görüşe göre, çoğunluğun aynı eli kullanması iş birliğini ve araç paylaşımını kolaylaştırır; toplumsal uyum sağ eli baskın kılmış olabilir. Ama solaklığın da tümüyle yok olmaması, onun bazı avantajlar taşıyabileceğini düşündürür; örneğin karşılıklı sporlarda ya da dövüşte beklenmediklik avantajı. Doğa, bu dengeyi belli bir oranda korumuş görünüyor.
Zeka Farkı Var mı?
Dürüst cevap: genel zeka açısından solaklarla sağlaklar arasında anlamlı bir fark yoktur. Geniş çaplı incelemeler, el tercihinin IQ puanını belirlemediğini açıkça gösterir. "Solaklar daha zeki" iddiası, birkaç ünlü ismin öne çıkması ve akılda kalmasıyla büyüyen bir yanılgıdır; oysa çok sayıda zeki insan da sağlaktır, sadece bunu kimse özellikle vurgulamaz. Aynı şekilde "solaklar daha başarısız" demek de yanlıştır. El tercihi, zekayı kestiren bir işaret değildir.
Peki Yaratıcılık?
Burada işler biraz daha nüanslı. Bazı çalışmalar, solaklarda ve her iki elini de kullanabilenlerde, "ıraksak düşünme" denen bir soruna birçok farklı çözüm üretme becerisinin biraz daha öne çıkabildiğine işaret eder. Bunun, beynin iki yarım küresi arasındaki farklı iletişim biçimiyle ilgili olabileceği düşünülür. Ama bu etki küçüktür, her çalışmada tutarlı çıkmaz ve kesinlikle "her solak daha yaratıcıdır" anlamına gelmez. Genel bir eğilim, bireysel bir kader değildir.
Kalıpların Tehlikesi
Bir çocuğa "sen solaksın, demek ki yaratıcısın" ya da tersine "solaklar sakardır" gibi kalıplar yüklemek, gereksiz beklentiler ya da haksız önyargılar doğurur. Geçmişte solak çocukların zorla sağ elini kullanmaya itilmesi, bugün yanlış bulunan bir uygulamadır ve çocukta gereksiz zorlanmaya yol açardı. En sağlıklısı, çocuğun doğal eğilimine saygı göstermek ve onu bir etikete hapsetmemektir.
Çeşitliliğin Bir Parçası
El tercihini bir üstünlük ya da eksiklik olarak görmek baştan yanlıştır. Solaklık yalnızca insan çeşitliliğinin doğal bir parçasıdır; sağ elini kullanmak kadar sıradan ve o kadar da özeldir. Bir insanın zekasını ve yeteneklerini hangi elini kullandığına bakarak tahmin etmeye çalışmak beyhude bir çabadır. Gerçek beceriler elin değil, zihnin nasıl çalıştığında gizlidir; ve zihin, hangi eli kullandığından çok daha zengin ve karmaşıktır.
Ne Tam Solak Ne Tam Sağlak
İnsanları kesin biçimde solak ve sağlak diye ikiye ayırmak da aslında fazla basit bir yaklaşımdır. Pek çok insan her iki elini de belli işlerde rahatça kullanabilir; kimi yazıyı bir elle, topu diğer elle atar. Yani el tercihi keskin bir çizgi değil, bir yelpazedir. Bu çeşitlilik bile, insan beyninin tek bir kalıba sığmadığını gösterir. Birini "solak" ya da "sağlak" diye etiketlemek, çoğu zaman gerçeğin ancak kabaca bir özetidir; ayrıntıda herkes kendine özgüdür.
Kendi zihinsel becerilerini elinden bağımsız olarak görmek istersen, ücretsiz IQ testimizi deneyebilir, zeka oyunlarımızla zihnini çalıştırabilirsin.